Bilden får användas för en publicering sept 2014

Mattias Pettersson, yeraltı madencilik ve tünel açma ekipmanının otomasyonu üzerinde çalışan İsveç'teki Atlas Copco ekibinin önde gelen üyelerinden biridir.

Yeraltı trendleriyle ilgili analiz

15 Aralık 2015 Salı

Yarının yeraltı madenlerinde cevher kütleleri ulaşması zor mesafelerde bulunacak ve sonuç olarak, kazı işleri daha tehlikeli olacaktır. Bu bilgiye dayanarak, Atlas Copco'dan Mattias Pettersson maden şirketlerinin tek bir seçeneğinin olduğunu söylüyor.

S: Yeraltı madenciliği için en büyük zorluğu nasıl özetlersiniz? Y: En önemli sorun, mineral ve metallerin zorlu ve tehlikeli ortamlarda nasıl kazılacağı ve bunun verimli ve güvenli şekilde nasıl yapılacağıdır. Gerçek şu ki, bugünün madenlerinin birçoğu tükeniyor ve yeni nesil madenlerin başarılı olmaları için tamamıyla farklı bir yaklaşım gerekecek. S: Bu yeni çalışmalar hangi açılardan daha zor olacak? Y: Öncelikle, bunların birçoğu çok uzak bölgelerde bulunacak, dolayısıyla daha az erişilebilir olacaklar. İkinci olarak, muhtemelen cevher kütleleri bugünün madenlerinden çok daha derinde olacağından bunları çıkarmak çok daha zor olacak ve daha karmaşık bir altyapı gerekecek. Üçüncü olarak, derin, çevrelenmiş ve stabil olmayan alanlarda çalışmakla ilgili zorluklar, kaçınılmaz olarak daha fazla sağlık ve güvenlik sorunlarını içerecek. Çevre ve güvenlikle ilgili düzenlemeler sürekli olarak artıyor ve en iyi ihtimalle, gelecekte bu tür tehlikeli ortamlarda insanların çalışmasına hiç izin verilmeyecek. S: Bu durumda, maden şirketlerinin bundan sonraki seçenekleri neler? Y: Bence, gerçekten tek bir seçenekleri var. Otomasyon teknolojisini tam olarak benimsemeleri gerekecek. Bunun şimdiden olmaya başladığına dair güçlü işaretler var. Otomasyona yönelik ilgi ve talep her zamankinden daha güçlü. Bu yıl İsveç'te düzenlenen Euro Mine fuarında bu trend açıkça görülebiliyordu. S: Yeraltında otomasyonun ana avantajları nelerdir? Y: Güvenlik üzerindeki açık etkisinin dışında, otomasyon madencilik operasyonlarının optimize edilmesinde merkezi bir rol oynuyor. Örneğin, otomasyon makinelerin vardiyalar arasında, patlatma sırasında ve geceleri çalışmasına olanak tanıyor. Ekipmandan daha fazlasını alabildiğiniz için optimizasyon doğal olarak daha fazla üretkenlik sağlıyor. S: Bugünün madenlerinde otomasyon teknolojisi ne kadar uygulanıyor? Y: Sürekli olarak artıyor. Bunun bir nedeni, birçok madenin artık iletişim altyapısını önemli ölçüde iyileştirmiş olması. On yıl önce, bir kablosuz Yerel Alan Ağı'nın yeraltında gerçekten çalışacağına çok az insan inanırdı. Şimdi, otomasyon alanındaki uygulamaların çoğu şu veya bu şekilde bir ağa erişim gerektirdiğinden bu gerçekleşti. Ancak, otomasyona duyulan ilginin artmasına rağmen çok sayıda kişinin buna hâlâ kuşkuyla yaklaştığını unutmamalıyız. Yeni şeyler ve bunların nelere yol açabileceğiyle ilgili biraz hassas olmak normal bir davranış. Tarih boyunca, büyük bir teknoloji geçişi olurken bu hep böyle olmuştur. Ancak kimse zamanı geriye alıp el tipi kaya delicilerin günlerine dönmek istemiyor. S: Otomasyon tünel açma sektöründe ne kadar uygulanıyor? Y: İlk bakışta, madencilik uygulamaları sürekli üretim içerdiğinden otomasyonun daha çok bunlara yönelik olduğunu düşünebilirsiniz. Bir noktaya kadar bu doğru, özellikle de uzaktan kumanda konusunda. Ancak, tünel açarken de operatörün daha verimli olmasına yardımcı olan, daha tutarlı sondaj doğruluğu sağlayan sistemler gibi otomatik yardım işlevlerine hâlâ büyük bir ihtiyaç var. İzleme ve veri kaydı da tünel açanlar için büyük faydalar sağlayan önemli otomasyon alanları. S: Bugün otomasyon geliştirmede odaklanılan temel alanlar neler? Y: Atlas Copco'da üç alana konsantre oluyoruz: Ekipmanın işlevleri, operatörün çalışma durumu ve verilerin toplanması ve entegrasyonu. Yeni işlevlerin tasarlanması söz konusu olduğunda, her şey hayal gücümüze ve geliştirme maliyetine kalıyor. Yeni makinelerimizin tamamının çok sayıda otomatik işlev eklenebilmesini sağlayan bilgisayarlı kontrol sistemleriyle donatılmış olması büyük bir avantaj. Operatör çalışma alanının iş sahasından giderek uzaklaştırılmasını da sağlıyoruz. Örneğin, bugün bir operatör, kaya düşmesi riskinin olduğu bir alanda bulunmamak için sondaj makinesinden 50 metre uzakta durabiliyor. Ancak, kolayca bundan çok daha uzağa konumlandırılabilir. Örneğin, Şili'deki bir maden, Scooptram operatörlerini maden sahasından 80 kilometre uzağa yerleştirdi ve bu mükemmel bir şekilde çalıştı (bkz. M&C No 2, 2013). Scooptram otomasyonunun esas olarak operatörlere daha güvenli bir çalışma ortamı sağlamak için güvenlik önlemi amacıyla kullanıldığı diğer örnekleri Kanada'da görebilirsiniz. İsveç'te, LKAB madeni bir Simba yeraltı üretim delici makineleri filosunu merkezi bir kontrol odasından çalıştırıyor. Finlandiya ve ABD'de de kurulu benzer sistemler mevcut.